| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Çok yalın Anlatım , Güzellik , Gülüşme .... kaya gibi bloh

Çok manyak Güzellik ..

Yazılar

MÜZİKLE HER GEÇEN GÜN DAHA FAZLA SARILIYORUZ...


Müzik, sosyal ve hatta ruhsal bir birleşme; gözlerinizin önüne birlikte dua eden yüzlerce din insanını veya stadyumda takımları için tek bir ağızdan marşlar haykıran taraftarları getirin. Müzik aynı zamanda, ruh durumlarını düzenlemek için insanların kullandıkları bir "kendi kendini iyileştirme" aracı.

Müziğin, bizi acıdan alarak sevinçten kendinden geçmeye götürdüğü hızlı akışı kontrol edebilir miyiz? Anında duygusal bir tepki vermeyi sağlayan belirli, herhangi bir akort dizisi, ritim veya cihaz var mıdır?

Müzik üretmeyi ve üretilen müziği beğenmeyi bedenlerimiz mi yönlendiriyor?

Musiki yetenek doğuştan mıdır?

En önemli kuramlardan birine göre, seslerin dizilişini ve bütünlüğünü "müzik" olarak nitelendirmemizi fizyolojimiz yönlendiriyor. Müzikteki en popüler bazı ritimler, vücudumuzdaki ritmik düzenleri yansıtıyor; kalp atışı ve solunum gibi.

New Scientist bilim dergisinin "Müziğin Gücü" başlığı altında, müziği ve onun toplumsal ve psikolojik gücünü bir çok açıdan ele alan bir dizi ilginç yazı yayımlandı. Bu yazıların ana konularını sizlere ileteceğiz.

İki tür şarkı

İngiltere’nin ünlü psikologlarından olan ve müziğin sosyal ve toplumsal psikolojisini de inceleyen John Sloboda’ya göre, müzikteki en önemli duygusal "sinyaller"den bazıları, insanın konuşmasına ses veriyor.

Duygularımızı ifade ederken, sesi alçaltmak gibi konuşmamızla oynarız. Aynı şekilde müzikle de oynadığımızda, müzik duygusal çıkar. Sloboda, insana ait temel duygular tüm kültürlerde ortak olduğuna göre, bu oynamanın da birçok müzik türünün evrensel çekiminin nedenini açıklayacağını söylüyor.

Bir zamanların en büyük hitlerine imza atmış Stock, Aitken ve Waterman üçlüsünden Mike Stock, var olan yalnızca iki tür şarkı olduğunu söylüyor: "Mutlu olduğunuz ve üzgün olduğunuz şarkılar."

Sloboda’ya göre, duygularımızın başlıca özelliği değişmeyi fark etmeye ayarlı olmaları. Bu değişim, aşık olma veya piyango kazanma gibi olumlu, hastalık veya sevdiğimiz birinin ölümü gibi olumsuz olabilir.

Her iki durumda da değişimin mesajı nettir: dikkat!

Müzikte kültür

Düzenleri, dahası düzendeki sapmaları fark etmede inanılmaz yetenekliyiz. Müzik seste düzen demek olduğuna göre, melodi, yapı ve ritimdeki çeşitliliklerle bizi "ağına almasına" şaşmamak lazım. İnsanlar müzik dinledikçe düzenleri kulaktan öğreniyor ve herhangi bir eğitim olmadan bir sonraki düzenin ne olacağını tahmin edebiliyor.

Bu beklentilerin karşılanmaması halindeyse, müzikal sürprizler kaçınılmaz bir şekilde duygusal tepkilere yol açıyor.

Müziğin bir de tabii ki kültürel öğesi var. Gam, ton ve armoninin kullanımı dünyanın her tarafında değişiktir. Özellikle Batı’da, kültürel değişimler popüler müziği birkaç yıl içinde değiştirebilir. Stock, 1980’lerdeki pop müziğin dakikada 120 olan standart vuruşunun bugün 136’ya çıktığını, bunun nedenini de büyük ölçüde klüplerdeki extasy kullanımı olduğunu söylüyor.

Bebek ve şarkı

Tüm bunların ne kadarı doğuştan? Bazı araştırmacılar, müziğe verilen tüm tepkilerin temelinde tek bir sistem aramakta çekimser. Bunun bir bölümü, beyninde zedelenme yaşayan hastaların müziğe anormal tepkiler verdiğini ortaya koyan çalışmalardan kaynaklanıyor.

Örneğin bir kadın, önceleri kendisine tanıdık gelen melodileri fark etmede sorunlar yaşadı. Kendi müzik arşivinden alınan Albinoni’nin Adagio’su çalındığında hasta bu müziği daha önce hiç duymadığını söylemiş, ancak müziğin kendisini mutsuz ettiğini ve bu hissin de kendisine Adagio’yu anımsattığını eklemişti.

Diğer araştırmacılarsa, bulgular için anne ve bebeklerini inceliyorlar. Bir araştırma, bebeklerin, konuşmalardan çok şarkılara tepki verdiğini ortaya koydu. 6 aylık bebekler, annelerinin şarkı söylemesi karşısında "hipnotize oluyorlardı."

Yaratılıştan gelen müziğe karşı bu ilgi, müzikle tedavileri de destekliyor. Travma, sakatlanma veya hastalık ne olursa olsun, doktorlar herkesin müziği iletişim aracı olarak kullanabileceğini vurguluyor.

Müziği yaratmak

Peki ya müziğin yaratılması nasıl bir şey? Blade Runner ve Chariots of Fire filmlerinin müziklerini yapan Vangelis, Stock’tan çok farklı bir türde müzik yapıyor, ancak iki müzisyenin yaratma aşamalarında yaşadıkları büyük benzerlikler gösteriyor.

Her ikisi de, bir hit, ödül alan bir film müziği veya bir şarkı olsun, yaratıcı ilhamın müziğe nasıl dönüştüğü konusunda net değil.

Stock, "bir anda bir şeyler oluyor ve elinde daha önce senin olmayan bir şey duruyor" diyor. Vangelis içinse bu bir "mantıklı düşünmeme sorunu".

Bu, müzisyenlerin kendilerini yükselmiş ve meşgul hissettiği, zaman ve mekan kavramının bulunmadığı, tam bir zihin meşguliyeti durumuna geçtiklerini belirten Sloboda’nın fikirleriyle de benzerlik gösteriyor.

Müzikle her geçen gün daha fazla sarılıyoruz. Bundan kaçamayız. Müzik, sosyal ve hatta ruhsal bir birleşmedir; gözlerinizin önüne birlikte dua eden 1000 Budist’i veya stadyumda takımları için tek bir ağızdan marşlar haykıran taraftarları getirin.

Müzik aynı zamanda, ruh durumlarını düzenlemek için insanların kullandıkları bir "kendi kendini iyileştirme" aracı. Sloboda’ya göre ayrıca, 21. yüzyılda insanlar artık müziği konser salonlarından ve kiliselerden çok arabalarında yaşayacak.

RAHİM KANSERİ İÇİN ÜNLÜLERİN İLGİNÇ AYAKKABI TASARIMLARI..



Rahim Kanseri İçin Ünlülerin İlginç Ayakkabı Tasarımları: Dünyaca ünlü yıldızlar, bir yardım kampanyası için ayakkabı tasarladı. İnternette açık arttırmayla satılan ayakkabılardan elde edilecek para rahim kanseriyle savaşta kullanılacak. Tasarımcısının imzasını da taşıyan her bir ayakkabı için açık arttırma 200 dolardan başlıyor.

Hollywood ünlüleri, yardım kampanyaları söz konusu olunca bir meleğe dönüşüyor. AIDS ya da göğüs kanseri gibi hastalıklarla savaş için açılan kampanyalara çoğu yıldız büyük destek veriyor. Bundan bir süre önce göğüs kanseri için düzenlenen kampanyada ünlü modacıların tasarımları açık arttırmaya çıkmıştı.


ALTIN GÜNÜ ve ELİF BEBEK…

Ayda bir yaptığımız altın gününe gittik anneciğimle. Mağlum hepimiz hemşeriyiz. Yedik içtik bir güzel yine afiyetle. Bu ay annemin halasının gelini Fikret teyzedeydi gün. Elleri dert görmesin pek güzel hazırlamış her şeyi. Meşhurdur bizim oraların boğazı. Silip süpürmeden kalkmayız tabağı. Neyse bir günü daha atlattık sonunda, darısı öbür aya. Bu arada altınlar fırlamış iyice. Gerçi bizim amacımız altından ziyade, birbirimizi görmek maksatlı olsa da; hayır demiyoruz gelen altınlarada. Yastık altındakileri aslında değerlendirme vakti desek herhalde haksız sayılmayız. Baksanıza kuyumcular bile şu an için en karlı yatırım diyor. Ben zaten anlamam öyle yatırım işinden. Hani şu dikili ağacı olmayan guruplar var ya işte, ben de onlardanım anlayacağınız. Neyse canımız sağolsun efendim. Para gelir gider; önemli olan sağlığımız, keyfimiz yerinde olsun değil mi !!!

Neyse bu para işini bırakıp bir kenara, elif bebeği tanıtayım size. Kim o diyeceksiniz içinizden biliyorum ama bu bebek başka bebek. İsmini ben koydum. Bu gün sahibi Fikret teyzemin yaptığı bir bebek. Nasıl, doğum mu yaptı diyorsunuz. Yok canım, ne doğumu. Allah bağışlasın kadıncağızın üç çocuğu ve altı torunu var. Eeee, bu ne bebeği… Meraklanmayın tanıştıracağım sizi onunla. Ya da meraklanın, heyecanınız artsın biraz daha. Neyse, kıyamam ben sizlere. Fikret teyzem, elinden her iş gelen bir hatun. Bir zamanlar hobi diye yaptığı şeyler için şimdilerde sipariş bile alıyor. İşte ben de, geçen ay ki günde vermiştim bu siparişimi ve bugün aldım en sonunda. Pek bir hoşuma gitti, şirin mi şirin olmuş. İster çocuğunuzun, isterseniz de evinizin bir köşesine koyun, güzel bir görüntü oluşturuyor duvarlarınızda.
Hadi bakalım tanıştırmaya geldi şimdi Elif bebekle sizi…Bakalım beğenecek misiniz siz de benim gibi…

Baylar ve bayanlar…Baylar diyorum çünkü onlarda takip ediyor bloğumuzu…
İşte huzurlarınızda Elif bebek…

Her tarafta bulabileceğiniz bu bebekler paketler halinde satılıyor. Saten kaputüne kumaştan bir elbise dikiyorsunuz ona gönlünüze göre. İsteyen süslü yapar, isteyen daha sade. Sonra bu bebeğimizin ayaklarını kesiyorsunuz ve diktiğiniz kumaş elbiseyi bebeğin beline birleştiriyorsunuz bir güzel. Elbisesinin önüne iki tane de ayrıyeten cep yapıyorsunuz, yine en güzelinden. Yapın ki birşeyler koyabilirsiniz orayada. Ayaklarını da elbisenin altına dikiyorsunuz. Yalnız dikkat, elbiseyi bir torba gibi dikiyorsunuz ki, arkasından içine bir şeyler koyabilirsiniz. Çok fazla açık olmasın arkada ki açıklıkta. Sonra da istediğiniz bir yerde kullanmak için diktiğiniz biritle duvara iliştiriveriyorsunuz efendim. İşte size güzel bir hobi. Hem yapması zevkli, hem de çok kolay, Üstüne üstlük odanızın duvarlarını da güzelleştiriyor. Kardeşim duymasın ama, ben çikolatalarımı saklayacağım aramızda kalsın söylemeyin siz de.


Hadi bakalım beğendiyseniz sizde çocuklarınıza, eşinize dostunuza el emeği göz nuru dökerek, yapması kolay, maneviyatı büyük bu bebeklerden hediye olarak yapabilirsiniz. Böylece onlar da sizin bu yaptığınız bebekleri duvarlarına asarlar ve her bakışta kulaklarınızı çınlatırlar…
Kolay gelsin efendim, eğer aranızda yapan olur da davet ederse göstermek için, seve seve gelirim…

Şimdiden mutlu bir Pazar dilerim ayrıca sizlere, sevdiklerinizle birlikte.
Görüşmek üzere sevgilerimle,…

KALP KRİZİ VE SICAK SU İÇMEK


Değerli bir kardeşim bana bu güzel yazıyı mail yoluyla göndermiş. Kendisine teşekkür ediyorum böylesine önemli bir konuda beni aydınlattığı için ve ben de sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bu yazıda sadece öğünlerden sonra sıcak su içme konusuna değil kalp krizi risklerine de
değinmektedir.
Çinliler ve Japonlar yemeklerinden sonra soğuk su değil
sıcak çay içerler. Belki biz de yemekten sonra sıcak bir şeyler içme
alışkanlığımızı onlardan edindik. Eğer yemeklerden sonra soğuk şeyler
içiyorsanız bu yazı size hitap ediyor. Yemekten sonra soğuk bir şeyler
içmek sizi rahatlatabilir. Ancak tükettiğiniz soğuk su katılaşarak yağlı
bir madde haline döner ve yavaş bir şekilde sindirilir. Bu asitli tepkime
bozularak bağırsakta katı >maddelerden daha hızlı bir şekilde emilir. Bir
kısmı bağırsağa yapışır. Kısa bir süre sonra tamamen yağ haline döner ve
kansere yol açar. Yemekten sonra sıcak su veya çorba içmek en iyisidir.
Kalp krizi hakkında önemli birkaç bilgi - Kalp krizi belirtisi her zaman
sol kolun uyuşması değildir. Çenedeki şiddetli ağrıların da farkında olun.
İlk göğüs ağrınız kalp krizi sırasında gerçekleşmez. (Daha önce mutlaka
göğüs ağrınız olmuştur) Mide bulantısı ve şiddetli terleme de önemli kalp
krizi belirtilerindendir. Kalp krizi geçiren insanların %60 ı uyurken ölür.
Göğüsteki ağrılar sizi uykudan uyandırabilir. Lütfen dikkatli olun ve
olanların farkına varın. Bir kardiyoloji uzmanı diyor ki; Eğer bu mesajı
okuyan herkes arkadaşlarına gönderirse bir hayat kurtarır.
Bu nedenle bu mesajı tüm SEVDİĞİNİZ ve önemsediğiniz arkadaşlarınıza gönderin.

Rahat İnsanlar Şişman, Kaygılılar Zayıf


Japonya´da yapılan bir araştırma, kaygılı kişilerin genelde zayıf olduklarını, rahat ve dışa dönük insanların kilo almaya daha eğilimli olduğunu ortaya koydu.
Sonuçları "Journal of Psychosomatic Research" dergisinde yayınlanan araştırma, Japonya´nın kuzeydoğusunda yaşayan, 40-64 yaşları arasındaki 30 binden fazla kişi arasında yapılan anketlere dayanıyor.
Katılımcıların, boyları, kiloları ve kişilikleriyle ilgili soruları cevapladıkları belirtildi.
Araştırmayı yöneten Tohoku Üniversitesi´nden Masako Kakizaki, sonuçların, "rahat ve dışa dönük" insanların diğerlerine oranla fazla kilolu olmaya daha eğilimli olduğunu gösterdiğini kaydetti.
Erkekler arasında en dışa dönük kişiliğe sahip olanlarda obezite oranının, diğerlerine oranla 1,73 kez daha fazla olduğu, dışa dönük kadınlarda ise bu oranın 1,53 kat fazla olduğu tespit edildi.
"Çok kaygılı" sınıfına giren kişilerin ise "en az kaygılılara" oranla iki kat daha fazla oranda "düşük kilolu" oldukları belirtildi.
Araştırma sonuçlarının, fazla kilo, obezite ve düşük kilolu kişilerin sorunlarının çözülmesi için daha etkili yöntemler bulunması yolunda yararlı olabileceği bildiriliyor

Hamileyken kahve içen, çocuğunu düşürebilir

Hamileliğin ilk aylarında günlük olarak çok fazla kafeinli içecek tüketen kadınların yüksek oranda düşük riski taşıdıkları kesin olarak kanıtlandı.
Böylece konu hakkında 80´lerden bu yana süregelen hararetli tartışmalar da sonlanmış oldu.
Amerikan Kadın Hastalıkları ve Doğum Bülteni´nde önceki gün yayımlanan araştırmaya göre anne adaylarının hamileliklerinin ilk beş ayında kesinlikle kafeinli içecekler tüketmemeleri gerekiyor.
Her gün yüksek miktarlarda kafeinli içecek tüketen kadınların bebeklerini tehlikeye atabilecekleri aslında uzun zamandır bilinen bir konu. Düşüğü tetikleyense ceninin metabolize etmeyi başaramadığı kafeinin hücre gelişimine zarar vererek plasentadaki kan akışını azaltması.
Daha önce yapılmış araştırmalar da günde üç fincan kahve içen ya da 300 miligram kafein alan kadınların, almayanlara oranla daha yüksek oranda düşük riskine sahip olduğunu ileri sürüyordu.
Ancak güvenli hamilelik dönemi geçiren kadınların, çoğunlukla zaten sağlıklı bir hamileliğin göstergesi olan sabah bulantıları yüzünden kafeinden vazgeçmiş olmasının bu araştırmaları çarpıttığı yönünde pek çok eleştiri vardı.
Konuyu kesin bir açıklığa kavuşturmak amacıyla araştırmacılar hamilelikleri boyunca eşit miktarda kahve veya kafeinli başka içecekler tüketen 1000´den fazla kadını gözlem altına aldı. Şüpheye yer vermeyecek kadar net olan sonuçlar, hamile kadınların kahve, çay veya sıcak çikolata gibi içeceklerden aldıkları günlük kafein miktarı arttıkça, düşük risklerinin de arttığını gösterdi.
Günde 200 miligram veya daha fazla kafein tüketen kadınların bebeklerini kaybetme riski hiç kafein kullanmayanların iki katı kadar. 200 miligram kafeinse yaklaşık 220 mililitrelik iki fincan kahveye denk düşüyor.

UÇAKTA AŞK BAŞKA !...


Seyahat sitesi Travel.com´un anketine göre Avustralyalıların yaklaşık yüzde 60´ı ya daha önce uçakta seks yapmış ya da yapmak istiyor
Katılan 1100 kişinin yüzde 12´si zaten uçakta seks yapmış.
Firmanın global pazarlama müdürü Paul Fisher, uçak yolcularının müzik dinlemek ya da film izlemekten daha tahrik edici eğlenceler peşinde koştuğunu söylüyor.
Öyle ki üyeliğin uçakta seks yapmakla kazanıldığı ´Mile-high Club´ isimli hayali bir kulüp bile var! Kulübün ünlü üyeleri arasında geçen yıl business class tuvaletinde bir hostesle seks yaparken yakalanarak manşetlere yerleşen oyuncu Ralph Fiennes de var.

AŞKIN RENGİ KIRMIZI ....


Bu kış alev alev yanmak ya da küçük kırmızı ayrıntılarla dikkat çekmek sizin elinizde.

Tutkulu, göz alıcı, seksi, asi ve cesur anlamları ifade eden kırmızı, her zaman ilgi çekmek isteyenlerin ilk tercihi oluyor. Bu kış alev alev yanmak ya da küçük kırmızı ayrıntılarla dikkat çekmek sizin elinizde.

Unutmayın, kırmızı, sizi özgür ve güçlü kılan tek renktir. Bagatt’ın Sonbahar - Kış sezonunun trend renkleri arasında yer alan kırmızı, farklı deri cinsleri ve farklı parlaklıklarla uygulanışı her zevke göre uyumlanabilen ürün zenginliği yaratıyor.
Bagatt koleksiyonunda hem kadınlar hem erkekler için yer alan ayakkabılar, çantalar, aksesuarlar ve deri malzemeden yapılmış giysiler aşırıya kaçmadan modern, pratik ve kendine özgü bir görünüm sergiliyor.
Koleksiyonda en cesur tasarımlarıyla bütünleşen kırmızı, çocuksu cesareti kadınsı çekicilikle birleştiriyor.



BSO Grup tarafından Türkiye’ye getirilen Ünlü İtalyan markası Bagatt, Almanya, Yunanistan, İrlanda, Rusya, İspanya, İsviçre, Romanya başta olmak üzere 17

Gisele Bündchen podyumlarda















Podyumların en çok kazanan mankeni Gisele Bündchen, Brezilya’nın başkenti Rio de Janeiro’da başlayan moda haftasının açılış defilesinde boy gösterdi.

GEBELİKTE YAŞANABİLECEK SORUNLAR

Gebelikte bir çok sorunla karşı karşıya kalınabilir. Bunlardan bazıları ;
DIŞ GEBELİK : Döllenen yumurtanın rahim dışında bir yere yerleşmesi sonucu meydana gelen bir durumdur. Her yüz gebeden birinde görülebilir. Çok önemli olna bu durum müdehale edilmez ise ölümle bile sonuçlanabilir. Cerrahi müdehale gerektiren bir durumdur.
DÜŞÜK TEHLİKESİ (ABORTUS) : Oluşan gebeliklerin hepsi doğum ile sonuçlanmaz. Doğum ile sonuçlanan gbelik oranı yaklaşık olarak % 25tir. Bir çok nedene bağlı olarak gebeliğin ilk dönemlerinde düşük olabilir. En önmeli belirtisi az miktarda leke tarzında kanama, karın ve kasıklarda ağrıdır. Bu durumda hemen bir hekime baş vurarak gerekli muayene ve tetkikler yaptırılmalıdır. Ve hekimin gerek görmesi halinde gebelik sonlandırılmalıdır.
GEBELİKTE HİPER TANSİYON: Gebelikten önce hiper tansiyon problemi olmayan bazı gebe kadınlar, özellikle gebeliğin son üç ayında yüksek tansiyon problemi yaşayabilirler. Bu durum dikkatle takip edilmeli ve kan basıncı kontrol atına alınmalıdır.
DÜŞÜK TANSİYON VE BAYILMA : Gebelikte kan basıncı normal olarak düşük seyreder. Bu sebeplerle gebe de baş dönmesi ve halsizlik hatta bayılmalar meydana gelebilir.
SIK İDRARA ÇIKMA: Gebeliğin ilk 3 ayında ve son 3 ayında çok sık idara çıkme gereksinimi duyulur. Bunun bunun nedenivücuttaki su hacminin artması ve vücutta bulunan toksinlerin daha hızlı atılması için böbreklerin fazla çalışmasıdır.Büyüyen Uterus’un mesaneyi geriye doğru itmesi, idarar yolu enfeksiyonları nedeniyle mesane duvarının hassas bir hale gelmesi de diğer sebepler olarak sıralanabilir. Ama 4. aydan itibaren uterus karının yukarı kısmına doğru çıktığından mesane üzerindeki baskı azalır ve sık idrara çıkma hissi azalır.
İDARA YOLU ENFEKSİYONLARI : Kısaca mesanenin iltihaplanması ve daha ileri boyutlarda diğer üriner sistemlerin iltihaplanması anlamına gelir. Gebelikte idrar yolu enfeksiyonu meydana gelmesinin en önemli sonucu erken doğuma sebep olabilmesidir. Eğer sık idrara çıkma, idrar yaparken yanma ve ağrı gibi şikayetleriniz varsa hekiminize giderek gereken tedaviyi en kısa zamanda almanız gerekir.
KAN UYUŞMAZLIĞI : Gebelikte kan uyuşamazlığı annenin kan grubunun Rh(-) negatif, babanın kan grubununRh (+) olması durumunda meydana gelir. Doğan bebeğin kan grubu Rh (+) olması gebelik veya doğum sırasında bebek kanının anne kanına karışması ve bu durumda yabancı bir kan grubu ile karşılaşan annenin bağışıklık sisteminin devreye girip yabancı kana karşı antikor üretmesi gerekir. Daha önceden yanlış kan nakli veya düşük gibi durumlarla vücut tarafından antikor oluşmadığı takdirde genellikle ilk gebeliklerde bebekte problem olmaz. Çünkü uyarılma olup antikor oluşuncaya kadar gebelik sonlanır. Çoğunlukla da uyarılma doğumda bebekten anneye kan geçişi ile olur. Doğumdan sonra bu uyarılma önlenemezse daha sonraki gebeliklerde vücut bu yabancı kanı görünce hatırlar ve hemen savunma silahını devreye sokarak bebek kan hücrelerini tahrip etmeye başlar.
AŞIRI BULANTI (EMEZİS) VE KUSMA : Gebeliğin özellikle ilk 4 ayında bir çok kadın aynı sorunla karşılaşır. Nadir de olsa gebeliğin tamamı boyunca bu şikayetleri devam eden kadınlar da vardır tabiki. Gebeliğin ilk haftalarından itibaren düzenli bir hekim kontrolüne girmek ve hekimizin tavsiyesi ile bu tür şikayetleri azaltıcı ilaçlar kullanmak biraz olsun rahatlamanızı sağlayacaktır.
GEBELİKTE DİYABET : En belirgin özellikleri idrar tahlilinde ketona rastlanması, çok su içme,sık idrara çıkma , bulantı, bulanık görmedir. Gebeliğin belirli haftalarında yapılan şeker yükleme testi (Oral Glukoz Tölerans Testi) ile bu durum belirlenebilir.
İDRAR KAÇIRMA : Gebelik nedeniyle böbreklerden süzülen kan miktarının fazla olması sık idrar hissi uyandırır. Rahimin büyümesiyle birlikte mesanede bir baskı oluşur ve geriye doğru gider. Yrıca sfinkterde görevini iyi yapamaz duruma gelebilir. Bu sebeple gebelikte sık karşılaşılan bir durum olarak idrar kaçırma sorunu yaşanabilir.
UNUTKANLIK : Hormonal dengelerin değişmesiyle bazı gebe kadınlarda görülen bu sorun bebeğin doğumundan sonra hormon düzeyinin tekrar normale dönmesi ile düzelir.