Müzik, sosyal ve hatta ruhsal bir
birleşme; gözlerinizin önüne birlikte dua eden yüzlerce din insanını
veya stadyumda takımları için tek bir ağızdan marşlar haykıran
taraftarları getirin. Müzik aynı zamanda, ruh durumlarını düzenlemek
için insanların kullandıkları bir "kendi kendini iyileştirme" aracı.
Müziğin,
bizi acıdan alarak sevinçten kendinden geçmeye götürdüğü hızlı akışı
kontrol edebilir miyiz? Anında duygusal bir tepki vermeyi sağlayan
belirli, herhangi bir akort dizisi, ritim veya cihaz var mıdır?
Müzik üretmeyi ve üretilen müziği beğenmeyi bedenlerimiz mi yönlendiriyor?
Musiki yetenek doğuştan mıdır?
En
önemli kuramlardan birine göre, seslerin dizilişini ve bütünlüğünü
"müzik" olarak nitelendirmemizi fizyolojimiz yönlendiriyor. Müzikteki
en popüler bazı ritimler, vücudumuzdaki ritmik düzenleri yansıtıyor;
kalp atışı ve solunum gibi.
New Scientist bilim dergisinin
"Müziğin Gücü" başlığı altında, müziği ve onun toplumsal ve psikolojik
gücünü bir çok açıdan ele alan bir dizi ilginç yazı yayımlandı. Bu
yazıların ana konularını sizlere ileteceğiz.
İki tür şarkı
İngiltere’nin
ünlü psikologlarından olan ve müziğin sosyal ve toplumsal psikolojisini
de inceleyen John Sloboda’ya göre, müzikteki en önemli duygusal
"sinyaller"den bazıları, insanın konuşmasına ses veriyor.
Duygularımızı
ifade ederken, sesi alçaltmak gibi konuşmamızla oynarız. Aynı şekilde
müzikle de oynadığımızda, müzik duygusal çıkar. Sloboda, insana ait
temel duygular tüm kültürlerde ortak olduğuna göre, bu oynamanın da
birçok müzik türünün evrensel çekiminin nedenini açıklayacağını
söylüyor.
Bir zamanların en büyük hitlerine imza atmış Stock,
Aitken ve Waterman üçlüsünden Mike Stock, var olan yalnızca iki tür
şarkı olduğunu söylüyor: "Mutlu olduğunuz ve üzgün olduğunuz şarkılar."
Sloboda’ya
göre, duygularımızın başlıca özelliği değişmeyi fark etmeye ayarlı
olmaları. Bu değişim, aşık olma veya piyango kazanma gibi olumlu,
hastalık veya sevdiğimiz birinin ölümü gibi olumsuz olabilir.
Her iki durumda da değişimin mesajı nettir: dikkat!
Müzikte kültür
Düzenleri,
dahası düzendeki sapmaları fark etmede inanılmaz yetenekliyiz. Müzik
seste düzen demek olduğuna göre, melodi, yapı ve ritimdeki
çeşitliliklerle bizi "ağına almasına" şaşmamak lazım. İnsanlar müzik
dinledikçe düzenleri kulaktan öğreniyor ve herhangi bir eğitim olmadan
bir sonraki düzenin ne olacağını tahmin edebiliyor.
Bu beklentilerin karşılanmaması halindeyse, müzikal sürprizler kaçınılmaz bir şekilde duygusal tepkilere yol açıyor.
Müziğin
bir de tabii ki kültürel öğesi var. Gam, ton ve armoninin kullanımı
dünyanın her tarafında değişiktir. Özellikle Batı’da, kültürel
değişimler popüler müziği birkaç yıl içinde değiştirebilir. Stock,
1980’lerdeki pop müziğin dakikada 120 olan standart vuruşunun bugün
136’ya çıktığını, bunun nedenini de büyük ölçüde klüplerdeki extasy
kullanımı olduğunu söylüyor.
Bebek ve şarkı
Tüm bunların
ne kadarı doğuştan? Bazı araştırmacılar, müziğe verilen tüm tepkilerin
temelinde tek bir sistem aramakta çekimser. Bunun bir bölümü, beyninde
zedelenme yaşayan hastaların müziğe anormal tepkiler verdiğini ortaya
koyan çalışmalardan kaynaklanıyor.
Örneğin bir kadın, önceleri
kendisine tanıdık gelen melodileri fark etmede sorunlar yaşadı. Kendi
müzik arşivinden alınan Albinoni’nin Adagio’su çalındığında hasta bu
müziği daha önce hiç duymadığını söylemiş, ancak müziğin kendisini
mutsuz ettiğini ve bu hissin de kendisine Adagio’yu anımsattığını
eklemişti.
Diğer araştırmacılarsa, bulgular için anne ve
bebeklerini inceliyorlar. Bir araştırma, bebeklerin, konuşmalardan çok
şarkılara tepki verdiğini ortaya koydu. 6 aylık bebekler, annelerinin
şarkı söylemesi karşısında "hipnotize oluyorlardı."
Yaratılıştan
gelen müziğe karşı bu ilgi, müzikle tedavileri de destekliyor. Travma,
sakatlanma veya hastalık ne olursa olsun, doktorlar herkesin müziği
iletişim aracı olarak kullanabileceğini vurguluyor.
Müziği yaratmak
Peki
ya müziğin yaratılması nasıl bir şey? Blade Runner ve Chariots of Fire
filmlerinin müziklerini yapan Vangelis, Stock’tan çok farklı bir türde
müzik yapıyor, ancak iki müzisyenin yaratma aşamalarında yaşadıkları
büyük benzerlikler gösteriyor.
Her ikisi de, bir hit, ödül alan
bir film müziği veya bir şarkı olsun, yaratıcı ilhamın müziğe nasıl
dönüştüğü konusunda net değil.
Stock, "bir anda bir şeyler
oluyor ve elinde daha önce senin olmayan bir şey duruyor" diyor.
Vangelis içinse bu bir "mantıklı düşünmeme sorunu".
Bu,
müzisyenlerin kendilerini yükselmiş ve meşgul hissettiği, zaman ve
mekan kavramının bulunmadığı, tam bir zihin meşguliyeti durumuna
geçtiklerini belirten Sloboda’nın fikirleriyle de benzerlik gösteriyor.
Müzikle
her geçen gün daha fazla sarılıyoruz. Bundan kaçamayız. Müzik, sosyal
ve hatta ruhsal bir birleşmedir; gözlerinizin önüne birlikte dua eden
1000 Budist’i veya stadyumda takımları için tek bir ağızdan marşlar
haykıran taraftarları getirin.
Müzik aynı zamanda, ruh
durumlarını düzenlemek için insanların kullandıkları bir "kendi kendini
iyileştirme" aracı. Sloboda’ya göre ayrıca, 21. yüzyılda insanlar artık
müziği konser salonlarından ve kiliselerden çok arabalarında yaşayacak.